Archive

Archive for the ‘Dini Hikayeler’ Category

Arjantinli Sergio’nun Müslüman Olma Hikayesi

Ağustos 23, 2012 2 yorum

Bu hikaye Arjantin’de yaşayan bir Müslüman kardeşimizin İslam ile tanışmasının ve Müslüman olmasının hikayesidir. Bu hikayemiz Mehtap Tv’de yayınlanan Kabe’ye Gönül Kervanları programında izledim ve izledikçe Rabbime hamd ve sena ettim. Size de inşallah aklımda kaldığı kadarıyla hikayesini kendi dilinden anlatmaya çalışacağım.

Adım Sergio. Arjantin de yaşıyorum. Araştırmayı ve okumayı çok seviyorum. Müslümanlık ile tanışmama da bu vesile oldu. Tv de izlediğim Hac görüntüleri beni etkilemişti. Zengin fakir ayırt edilmiyordu. Hepsi aynı hareket ederek Kabe’yi tavaf ediyorlardı.

İslam’ı araştırmam 11 Eylül saldırısı zamanlarına denk geliyordu ve İslam hakkında bir çok karalamaların olduğu zamandı. Terörle bağdaştırılan bir İslam ortaya konmaya çalışıyor. Fakat ben bunlara ilgi göstermiyorum ve fırsatlar bulmaya çalışarak İslam hakkımda bilgi sahibi olmak istiyordum.İslamiyeti araştırmaya başladım dönemlerde ise bir rahatsızlığım nedeni ile kendimi hastane de buldum ve gözleri açtığımda ise Hatice adında bir Müslüman bayanın başımda olduğunu gördüm. İslamiyet hakkında bilgileri hastalığım boyunca Hatice’den öğreniyordum. İyileştikten sonra da yanına çekinerek te olsa yanına gittim ve sonra iyi arkadaş olduk.

Diğer bir Müslanlarla tanışmam ise yeğenimin bir ihtiyacı üzerine bir makkete girmemiz vesile oldu.Oraya girdiğimizde onların Müslüman olduklarını anladım ve ilerleyen zamanlarda sık sık bir şeyler alarak onlara sürekli Müslümanlık adına sorular soruyordum. Sonra ihtiyacım olmayan şeyleri bile alarak sorularıma cevap arıyordum. Bu ihtiyacım olmayan şeyleri almam onların dikkati çekti ve bana “Müslüman mı olmak istiyorsun” diye sondular. Benim cavapım da “Evet” oldu. Kelime şahadet getirecek ve müslümanlığa girecektim ve fakat bu İslam’a giriş ile islamiyetin müslümanlığın vermiş olduğu sorumlukları; orucu, beş vakit namaz, haram helal ayrımı yapmam gerekiyordu.

Müslüman olarak bir kapıdan diğer bir kapıya giriş yapmış gibiydim. Artık bir müslümandım. Müslümanlığımı dört ay boyunca ailemden saklamıştım. Namazlarımı banyoda kılıyor , yemeklerde ki domuz etlerini ayırıyordum .Fakat ailem bu davranışlarımdan anladılar ki, bana “Müslüman mı oldun ?” diye sordular. Artık ailem müslüman olduğumu biliyordular ve bunu ilk başta ilk olarak iyi karşılamadılar, yaşantımın kötü gideceğini  ve derslerimin zayıflayacağını düşünüyorlardı. Fakat ben bunun tersine derslerime daha da sarıldım.

İslamiyet adına bazı sorularıma cevap bulamıyordum. Çevremdeki insanlardan bu soruların cevavabını bulamıyordum. Bir kitap fuarına gittim ve orada Hasan adında birisi ile tanıştım. Hasan bana bu sorularım adına kitaplar hediye etti. Bu kitaplar hem sorularıma cevap veriyor ve hem de bu kitapların içinde günlük hayatta müslümanın davranışlarını anlatan bilgiler içeriyordu.

 Beni müslümanlığa sevk eden Hac görüntüleri olduğunu söylemiştim. Namaz kılarken Kabe’ye dönüyorduk. Artık Kabe’yi tavaf etmek, Efendimiz’i (s.a.s) ziyeret etmek istiyordum. Beni Kabe’ye gitmeyi karar almamda diğer bir neden ise hastahanede tanıştığım Hatice’ydi. Hatice’nin maddi durumu iyi değildi fakat yıllarda para biriktirerek Hac parası biriktirmişti. Hac’ca gitme zamanı geldiğinde ise bir sağlık durumu nedeni ile Hacca  gitmek doktoru tarafından uygun görünmüyordu. Doktoru ameliyat olması gerektiğini söylüyordu. Çünkü Hatice’nin midesinde bir nevi tümör bulunuyordu. Bütün bu uyarılara rağmen Hatice Hacca girmişti. Hac’da sadece zemzem suyu içebiliyordu.Bu zemzem suyu içtiği zamanda ağrıları daha da artarmış ve hastaneye gitmek zorunda kalmıştı. Sonra ağrıları normal düzeye inmiş ve yine zemzem suyu içmeye devam etmişti. Haccı tamamlayıp Arjantin’e döndüğünde ise ağrıları kalmamıştı. Döndüğünde olması gereken ameliyat için tahliller yapılır ve  tümörün olmadığı anlaşılır.

Sergio’nun Umre görüntülerini de izledim. Rabbim umresini kabul ve makbul eylesin.(amin) Rabbim diğer Ajantinlilere ve diğer bütün insanlara bu güzelliği nasip etsin.(amin) Duanızı eksik etmeyiniz, Selametle…

En Hayırlı Gence Bir Misal

Ağustos 18, 2012 Yorum bırakın

İslam açısından en hayırlı genç tasvir edilse nasıl bir profil çıkar ortaya. Bu konuda okuduğum bir yazıda bir misal hoşuma gitti ve en hayırlı genç açısından güzel bir örnek olduğu düşündüm ve paylaşmak istedim.

Bir genç gece yarasında mum ışığında ders çalışıyordu. İlmi konulara daldığı bir sırada kapısı çalınır. O vakitte bir misafirin geleceğine olanak vermeyerek ve misafirin kimliği öğrenme merakıyla kapıyı açar. Karşısında genç ve güzel bir kızcağız durmaktadır. Misafir, yolunu kaybettiği ve etrafa başka bir ışık görmediği için onun kapısını mecbur kaldığını söyler.

Genç talebe, misafirini geri çeviremez, onu o gece karanlığında ve sokağın sokağına terkedemez, çaresizlik içinde kızı içeri alır. Kızı içeriğe alıktan sonra onun için uygun bir köşe tayin ettikten sonra ders başına oturup geceye doğru ders çalışmaya devam etmeye başlıyor. Utangaç ve gizli-saklı nazarlarla onu seyreden kızcağız, izlenimlerinden sonra gence hayret eder. Çünkü genç, mum ışığının alevine arada sırada elini tutuyor ve bir mühlet beklettikten sonra elini çekiyordu. Bu hal içerisinde sabaha ulaşılır.

Gün ağardıktan sonra genç kız gencin evinden ayrılır ve evine döner. Halkın yardımıyla ulaştığı evi, Osmanlı vezirlerinden birinin sarayıdır. Bu genç kızda o sarayın sahibinin kızıdır. Saray halkı bütün merak ve endişeleriyle genç kızının geceyi nerede nasıl geçirdiği sorarlar. Genç başından geçenleri, olayları, gencin tuhaf hallerini ve misafirperverliğini anlatır. Vezir o genci saraya davet eder ve niçin sabaha kadar elini mum ışığının alevine uzatıp çektiğini sorar. Yusuf yüzlü genç, “Yolunun kaybettiği için kapıma gelen misafiri dışarıda bırakamazdım. Bu sebepten dolayı onu kulübeme aldım. Nefsimin aldanmalarına karşı koyabilmek için de, elimi ara sıra mumun bana Cehennem ateşini hatırlatan alevi üzerine koydum. Şeytan beni kndırmaya yeltendiğinde, parmağımı ateşe tutarak nefsime cehennem azabını hatırlattım ve böylece yanlış  bir şey yapmaktan kurtuldum.”

Vezir bu Yusuf yüzlü gencin durumunu, halini ve davranışlarını göz önüne alarak kızı ile genci evlendirir.

İşte hikayemizde burada son bulur. Bir İslam düsturu ve Allah aşkıyla yanan gönlün doğru yolda kalma çabaları. En hayırlı genç nefsine hakim olan, şeytanın aldatmalarına karşı ayağını sağlam basan ve her zaman ahiret bilinci içerinde olan gençtir. Lütuf ve ikram ise rızasını beklediğimiz Rabbimiz’dendir. Gerek bu dünya da gerekse ahiretimiz de. Selametle…

%d blogcu bunu beğendi: